Almanya‘nın dış politikasının ana hatları

Almanya’nın dış politikası değerlerin ve çıkarların gözetilmesi esası üzerine kuruludur. Federal Hükümet’in odak noktasında Avrupa, Atlantik ötesi ortaklık, bir barış politikası olarak dış politika, yeni güç merkezleri ve küreselleşmenin düzenlenmesi yer alır.

Avrupa ve komşuları

Europaeische Union Fotograf büyültme (© www.colourbox.com) Almanya‘nın dış politikasının dayandığı temeller Avrupa ve Atlantik ötesi ortaklıktır. Güncel borç krizinde Federal Hükümet Avrupa dayanışmasını finansal güvenirliğin güçlendirilmesi ve rekabet gücüne dayalı büyümenin teşvikiyle ilintilendirmekten yanadır. Almanya böylece Avrupa Projesi‘ni bir "İstikrar Birliği" olarak uzun vadede güçlendirmeyi hedeflemektedir. Bu yoldaki kilometre taşlarından biri Avrupa Mali Paktı‘nın 1 Ocak 2013’te yürürlüğe girmesiydi.

Atlantik ötesi ilişkilerde, küresel sorunlara ilişkin güçlü bir eşgüdüm sağlanmasının yanısıra, Atlantik ötesi ortak bir iç Pazar oluşturulması da gündemdedir.

Almanya Federal Hükümeti, Avrupa Birliği’nin ortak güvenlik ve savunma politikalarının geliştirilmesini de desteklemekte olup, AB’nin sivil-askeri planlama ve yönetim yeteneğini güçlendirmek ve sürekli kılabilmek için Weimar Üçgeni çerçevesinde bir girişim başlatmıştır.

Almanya, özellikle Doğu Avrupa’ya ve köklü degişimin yaşandığı Akdeniz’in güneyindeki ülkelere ilişkin komşuluk politikasını da yeniden biçimlendirecek, etki gücü yüksek bir Avrupa Dışişleri Bakanlığı için çaba göstermektedir. Federal Hükümet, değişim halindeki Kuzey Afrika ülkeleri ile bir "dönüşüm ortaklığı" kurmuştur. Bununla, örneğin sivil toplumun güçlendirilmesi, iyi yönetim anlayışının desteklenmesi, sosyal ve ekonomik istikrarın sağlanması kastedilmektedir. Bu işbirliğinin ağırlık noktalarını Mısır ve Tunus oluşturmaktadır, ancak bu ortaklık bölgenin diğer ülkelerine de açıktır.

Almanya‘nın dış politikası barış politikasıdır

Blumen für Waris Dirie Fotograf büyültme (© Auswärtiges Amt/ Sebastian Meyner) Almanya güvenlik politikasını herşeyden önce çok yönlü oluşturmakta olup, ortak güvenlik ağı ve önleyici politika yaklaşımını taahhüt eder. Nato’nun Kasım 2010 tarihli Stratejik Konsepti‘nde silahsızlanma ve yayılmanın önlenmesi de önemli görevler olarak yer bulmuştur.

Almanya, silahsızlanma, silahlanmanın denetimi ve şeffaflık yoluyla daha fazla güvenlik ve istikrar için dünya çapında çaba göstermektedir. Buna uzun vadede nükleer silahların olmadığı bir dünya hedefi de dahildir. Konvansiyonel silahlanmanın denetimi de önemli hedeflerden biri olmaya devam etmektedir. Bu alanda Almanya, tehlikeli misket bombalarının bertarafı, küçük ve hafif silahların daha iyi denetlenmesi gibi, çok sayıda proje ve girişimi desteklemektedir.

Almanya, 2011 ve 2012 yıllarında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi olmayan üyesi olarak yaptığı çalışmalarla özel sorumluluk üstlenerek, silahlı çatışma bölgelerinde çocukların daha etkin korunması ve iklim değişikliği ile güvenlik arasındaki ilintinin kabul edilmesi gibi konularda kendine özgü öncelikler belirlemiştir.

Almanya aynı zamanda, Afganistan’da, Batı Balkanlar‘da ya da Afrika Boynuzu’nda korsanlıkla mücadelede – Birleşmiş Milletler kararlarının yerine getirilmesi anlamında – askeri sorumluluk da üstlenmiştir. Afganistan’daki askeri ve sivil angajman güçlendirilmiş, ancak aynı zamanda ilk kez geri çekilme konusunda 2014 sonuna kadar gerçekçi bir perspektif de sunulmuştur.

Suriye‘de uluslararası toplum, Esad rejimine karşı isyanların başlamasından bu yana geçen iki yıldan fazla sürede hala şiddet sarmalından çıkış yolları aramaktadır. Almanya bu çatışmada siyasi çözümden yanadır. Almanya, Avrupa Birliği’ndeki ortaklarıyla birlikte Suriye yönetimine karşı yaptırımlar kararlaştırmış olup, insani yardım yoluyla zor durumdaki sivil halka destek olmaktadır.

Özellikle Almanya’nın İsrail’in güvenliğine ilişkin tarihi sorumluluğu nedeniyle de, Federal Hükümet Ortadoğu sorununa özel dikkat sarfetmeye devam etmektedir. Filistin bölgelerinde devlet yapılanmasının gelişimine desteğinin yanısıra, Almanya aynı zamanda Orta Doğu Dörtlüsü‘nün anlaşmazlık tarafları arasında doğrudan görüşmeleri hızlandırma çabalarını da desteklemektedir.

Almanya, İran’ın nükleer programı konusundaki tartışmalarda "E3+3" grubu (Almanya, Fransa, İngiltere, ABD, Rusya, Çin) çerçevesinde diplomatik çözüm için çaba göstermeye devam etmektedir. Uluslararası toplumla işbirliği yapması ve nükleer programının barışçı karakterine ilişkin kuşkuları ortadan kaldırması için İran’a yapılan çağrı halen geçerlidir.

Yeni güç merkezleri ve küreselleşmenin düzenlenmesi

Almanya’nın dış politikası, küreselleşmenin getirdiği fırsatların kullanılmasına ve risklerinin en aza indirilmesine taraftır. Küreselleşmenin bağlayıcı kurallara göre şekillendirilebilmesi için Alman dış politikası hammadde güvenliği, iklim koruma, su sorunu, göç ve İnternet özgürlüğü gibi yeni konuları gündemine almaktadır.

Bu bağlamda Federal Hükümet 2012 yılında "küreselleşmeyi şekillendirme, ortaklıkları geliştirme, sorumluluğu paylaşma" konseptini karara bağladı.

Avrupa Birliği’nin "Stratejik Ortaklıklar" projesi dahilinde Almanya bu alanda, dış kültür ve eğitim politikasının araçlarına, daha güçlü ekonomik teşvike, önemli ortaklarla hükümetlerarası görüşmelere ve sivil toplum örgütleri arasında mübadeleye dayanan geniş kapsamlı bir yaklaşımı benimsemektedir.

Almanya Türkiye ile de özellikle yoğun bir diyalog içindedir. Latin Amerika ve Afrika’nın dinamizmine de, iki yeni bölgesel konsept ile karşılık verilmiştir. Almanya şeffaflık ve ortaklık ağları ile var olmaktadır. Bu nedenle Federal Hükümet daha az bürokratik olan bir vize politikası için ilk adımları atmıştır.

İnsan haklarını güçlendir, insani yardım yap

Menschenrechtsrat der Vereinten Nationen, Schweiz/Genf Fotograf büyültme (© picture alliance) En iyi barış politikası insan haklarına saygıdır. Devredilemez ve evrensel insan hakları için istikrarlı çaba, değerlerden güç alan bir dış politikanın önemli bir parçasıdır. Almanya 2013 - 2015 yılları arasında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’ne seçildi. Almanya’nın buradaki çalışmalarının içeriğini öncelikle ekonomik ve sosyal insan hakları konusu ile dünya çapında çocukların korunması oluşturmaktadır.

Sahel bölgesinde, Haiti ve Pakistan’da yaşanan doğal afetlerden sonra sağlanan Alman insani yardımı ile hayatlar kurtarılabilmiş, acılar hafifletilebilmiştir. Almanya, Suriye, Mali ve Sudan/Güney Sudan’da sıkıntı içindeki insanlara da önemli miktarda insani yardımla destek sağlamıştır.